Pusula Yatırım tarafından yayımlanan değerlendirme notunda, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) 2026 yılı 2'nci çeyrek enflasyon raporunda, jeopolitik gerginliklerin etkisiyle "mecburi revizyonlar" yapıldığı belirtildi. Raporda, kısa vadede karmaşık makroekonomik görünümün sürebileceği ve özellikle gıda ile hizmet enflasyonuna dair önemli değerlendirmelere yer verildi.
Karmaşık Makroekonomik Görünüm ve Enflasyon Riski
Değerlendirmede, "Gerginlik etkilerinin kısa vadede canlı kalması bekleniyor. Bu nedenle Mayıs ve Haziran aylarında da makro göstergelerde karmaşık bir seyir devam edebilir" ifadesi kullanıldı. Küresel büyüme ve talep kompozisyonunda yavaşlama öngörülürken, yapısal enflasyon risklerinin mevcut olduğu ancak en temel riskin aşağı yönlü olduğu vurgulandı.
Gıda ve Hizmet Enflasyonunda Gelişmeler
Mayıs ayı itibarıyla gıda fiyatlarında daha olumlu bir tablo ortaya çıktığına değinilerek, "Gıda fiyatları savaş öncesi seviyenin altına indi. Bu nedenle Mayıs ve Haziran aylarında yüzde 2'nin altında enflasyon görülme olasılığı, ikincil şok olmadığı sürece arttı" denildi.
Hizmet enflasyonunda ise TCMB’nin özellikle kira ve eğitim alanında genel bir yayılma beklediği belirtildi. Bu etkinin yılın ikinci yarısında belirginleşebileceği ve Eylül ayının, eğitim ve kira maliyetlerinin etkisiyle bir "stres testi" niteliğinde olacağı ifade edildi.
Raporda, "Stres testi, mevzuat değişikliği sayesinde geçen yıla kıyasla bir nebze avantajlı geçebilir" değerlendirmesi yapıldı.
Ulaştırma Maliyetleri ve Petrol Fiyatları
Ulaştırma maliyetlerinin enflasyon açısından risk teşkil etmeye devam ettiği belirtilirken, TCMB’nin hizmet sektörünü desteklerken petrol fiyatlarının riskini yakından izlediği kaydedildi. Fiyatlama davranışlarının ise güncel gelişmelere bağlı olarak şekilleneceği ifade edildi.
Temel Varsayımlar ve Enflasyon Hedefleri
Raporda temel varsayımlarda "sınırlı kötümserleştirme" yapıldığı, petrol fiyatlarındaki kötümserliğin büyüme görünümündeki bozulmayla dengelendiği vurgulandı. Ayrıca, TCMB’nin enflasyon ara hedeflerinde güncellemeye gittiği belirtilerek, 2026, 2027 ve 2028 için sırasıyla yüzde 16, 9 ve 8 olan hedeflerin ikinci çeyrek itibarıyla yüzde 24, 15 ve 9 seviyelerine yükseltildiği kaydedildi.
Belirsizlikler nedeniyle TCMB’nin doğrudan tahmin vermeyi bıraktığı, beklenti yönetiminde ise betimleme yöntemiyle tahmin aralığı ve süreçlerin süresiz askıya alındığı ifade edildi.
Enflasyon ve Piyasa Beklentileri
Pusula Yatırım, TCMB’nin 2026, 2027 ve 2028 için sırasıyla yüzde 26, 15 ve 9 enflasyon beklentisinde bulunduğunu ve bunun ara hedeflerle tutarlı olduğunu belirtti. Raporda savaş koşullarının yukarı yönlü riskleri artırdığı, ancak gıda arzındaki pozitif şoklar ile petrol fiyatlarının varsayımların altında kalma ihtimalinin öne çıktığı ifade edildi.
Faiz Politikası ve Piyasa Tepkisi
Faiz politikasında piyasanın beklediği mesajın alınamadığı, piyasanın faiz artırımı sinyali beklediği halde TCMB’nin "her seçeneğin masada olduğu" yaklaşımını sürdürdüğü kaydedildi. Para Politikası Kurulu (PPK) metninde toplantı bazlı değerlendirme vurgusunun korunduğu belirtildi.
Asimetrik faiz koridorunun devam edeceği, fonlama mekanizmasında yüzde 40 fonlama odağının sürdüğü, bant artışı veya yüzde 40 seviyesine yaklaşım yönünde adım atılmadığı ifade edildi.
TCMB toplantısının iletişim dili ve şahin duruş açısından olumlu bulunduğu, Türk lirası kompozisyonunun 2027 Mart ayına kadar devam edeceği değerlendirildi.
Riskli Varlıklarda Pozitif ve Negatif Senaryolar
Pozitif senaryoda enflasyona duyarlı şirketlerin ön planda kalacağı belirtilirken, özellikle gıda perakende, sağlık ve enerji dağıtım sektörlerinde pozitif ayrışma bekleniyor. TL mevduat ve para piyasalarına yönelik ilginin artabileceği değerlendirildi. Döviz tevdiat hesabı (DTH) talebinin düşük kalabileceğine dikkat çekilerek, dolarizasyon oranının yatay seyredeceği öngörüldü.
Negatif senaryoda ise faiz indirimi beklentilerinin kötüleşebileceği, bunun bankacılık sektörü başta olmak üzere birçok alanda baskı yaratabileceği ve seçici yatırım eğiliminin riskli varlıklarda belirginleşeceği ifade edildi. Satın alma paritesinde bozulma riskine dikkat çekilerek, kötüleşen enflasyon beklentilerinin tüketici tarafında sorun yaratabileceği vurgulandı.
Finansman koşullarının sıkılığının tekstil ve mineral gibi sektörlerde konkordato ve iflas riskini artırabileceği belirtildi.
Yıl Sonu Beklentileri ve Faiz İndirimi Zamanlaması
Pusula Yatırım analizinin sonuç bölümünde, toplantının iletişim dili ve şahin görünüm açısından olumlu olduğu ancak yıl sonu beklentilerinde henüz revizyon gerekmediği bildirildi. Mayıs ayı öncü ölçümlerinde enflasyonun yüzde 1'in altında seyrettiği, bayram ve yukarı yönlü risklere rağmen enflasyonun yüzde 2'nin üzerine çıkma ihtimalinin düşük olduğu değerlendirildi.
Yıl sonu için yüzde 26 TÜFE ve yüzde 33 politika faizi beklentisinin korunduğu ve faiz indirimlerinin Temmuz ayı sonrası gündeme gelebileceği, daha rahat bir görünümün ise Eylül sonrası oluşabileceği öngörüldü.

