Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Londra merkezli Şarku’l Avsat gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ghassan Charbel’e verdiği röportaj, İngilizce ve Arapça olarak yayımlandı.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, röportajla ilgili değerlendirmesinde; Erdoğan’ın bölgenin geleceğine yönelik Türkiye’nin güçlü iradesi ve kapsayıcı vizyonunu bir kez daha net şekilde ortaya koyduğunu belirtti.

Bölgesel Sorunların Çözümünde Bölge Ülkelerinin Rolü

Duran, Erdoğan’ın özellikle bölgesel sorunların sadece bölge ülkeleri tarafından çözülmesi gerektiği vurgusunu öne çıkardığını aktararak, “Bölgenin meselelerini bölgenin kendi aktörleri çözmelidir” anlayışının Türkiye’nin bölgesel yaklaşımının temel taşlarından biri olduğunu ifade etti.

Mekke Ortak Savunma Anlaşması: Barış ve Dayanışma Vurgusu

Bu yaklaşım doğrultusunda şekillenen Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın herhangi bir ülkeye karşı bloklaşma olmayıp, “barış, istikrar, dayanışma ve kolektif caydırıcılığa dayanan stratejik bir iradenin göstergesi” olduğunu belirten Duran, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında atılan bu tarihî adımın “Birimizin güvenliği hepimizin güvenliğidir” anlayışını somutlaştırdığını kaydetti.

Bölgesel Sahiplenme ve Diplomasiye Öncelik

Erdoğan’ın, bölgenin geleceğinin artık bölge ülkelerinin iradesi dışında şekillenemeyeceğini vurguladığını söyleyen Duran, dışarıdan dayatılan çözümler yerine bölgesel sahiplenmenin esas alınması gerektiğini ifade etti. Erdoğan’ın yaklaşımında gerilim yerine diplomasi, çatışma yerine diyalog, ayrışma yerine iş birliğinin ön plana çıktığını dile getirdi.

Geniş Coğrafyada Egemenlik ve Refahın Önemi

Körfez’den Hürmüz Boğazı’na, Lübnan’dan Suriye’ye kadar uzanan geniş coğrafyaya dair değerlendirmelerde bulunan Duran, Türkiye’nin egemenlik ve toprak bütünlüğüne saygı temelinde bir bölgesel düzen inşa edilmesini savunduğunu söyledi. Bu düzenin sadece güvenlik değil, kalkınma ve refahı da bir arada güçlendirmesi gerektiğine işaret etti.

Türkiye’nin Bölgedeki Rolü ve Barış Vizyonu

Duran, Türkiye’nin bölgesel gelişmeler karşısında edilgen değil; barışın sağlanması için inisiyatif alan, güven oluşturan ve sorumluluk üstlenen güçlü bir aktör olduğunu belirtti. Erdoğan’ın ortaya koyduğu vizyonun, Orta Doğu’nun geleceğinin çatışma ve istikrarsızlık yerine barış, kardeşlik, egemenlik ve ortak gelecek iradesiyle şekillenebileceğine dair güçlü bir çağrı olduğunu vurguladı.

Son olarak, Türkiye’nin bu anlayışa uygun olarak bölgesel ve küresel barış için yapıcı ve kararlı diplomasi yürütmeye devam edeceği ifade edildi.