Bakan Fidan'ın konuşmasından öne çıkanlar şu şekilde:

"Olağanüstü günlerde Katar ile dayanışmamızı göstermek üzere heyetimizle birlikte Katar’da bulunuyoruz. Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani’ye teşekkürlerimi sunuyorum. Kendisi, Katar ve bölge için çok değerli bir liderdir.

Bugüne kadar mütevaziliğiyle pek çok arabuluculuk görevinde yer aldı. Ancak bu kez arabuluculuk yaparken hiçbir hak etmedikleri bir saldırıya maruz kaldı ve saldırılar halen devam ediyor.

Katarlı kardeşlerimize; Türk halkı ve Sayın Cumhurbaşkanımızın geçmiş olsun dileklerini iletmek istiyorum. Sivillerin hayatını hiçe sayan ve sivil altyapıyı hedef alan bu saldırıları şiddetle kınıyor ve reddediyoruz.

Bu tür saldırılar hiçbir gerekçeyle asla meşrulaştırılamaz. Türkiye, kardeş Katar’ın yanındadır ve desteğini sürdürmeye devam edecektir.

Bölgedeki Güvenlik Tehdidi ve Riyad Toplantısı

Devam eden savaş, bölgedeki tüm kardeşlerimizin güvenliğini doğrudan tehdit ediyor ve huzuru derinden zedeliyor. Dün Riyad’da bir araya gelerek, saldırıların hedefindeki ülkelerle tam dayanışma içinde olduğumuzu en güçlü şekilde teyit ettik.

Riyad’daki görüşmelerde ayrıca, saldırıların bir an önce durdurulması, ateşkes sağlanması, çatışmaların yayılmasının engellenmesi ve krizin diplomatik yollarla çözülmesi amacıyla ortak çaba gösterme kararı aldık.

İsrail ve İran’ın Bölgesel Sorumlulukları

Bölgemizi eşi benzeri görülmemiş bir krize sürükleyen savaşın birincil sorumlusu İsrail’dir. Diplomatik müzakerelerin sürdüğü dönemde İsrail’in kışkırtmalarıyla başlayan ve bölgeye yayılan saldırılar, sadece coğrafyamızı savaş alanına çevirmekle kalmadı, küresel istikrarı da sarstı.

Son derece hassas bu süreçte, İran'ın taşıdığı tarihi sorumluluğu açıkça hatırlatmak gerekiyor. Gerekçesi ne olursa olsun, İran'ın bölge ülkelerine yönelik saldırıları kabul edilemez ve bölgesel istikrarı hedef alan eylemlerdir. Ne İran'a ne de bölgeye yarar sağlar.

İran'a yönelik saldırılar kadar, İran’ın herhangi bir gerekçe olmadan bölge ülkelerine yaptığı saldırılar da yanlıştır. Bu durum bölge ülkeleri arasında onarılması zor kalıcı kırılmalara yol açmaktadır. İranlı muhataplarımıza, temaslarımızda saldırıların ve tırmanışın derhal durdurulması gerektiğini net bir şekilde ifade ediyoruz. Aynı zamanda, seyir ve deniz güvenliğini tehdit eden eylemlerden kaçınılması gerektiğini vurguluyoruz.

Türkiye'nin Tutumu ve Barış Çağrısı

Bizim kriz karşısındaki tutumumuz çok net; komşu coğrafyaları hedef alan her türlü eylemi reddediyoruz. Bölgedeki istikrarsızlıktan beslenen İsrail’in, suçlarını ve işgal politikalarını bu bölgesel çatışma perdesi arkasında aklama girişimlerine asla izin vermemeliyiz.

Kardeş Katar ile barışın tesisi için diyalog kanallarının açık kalması ve tarafların kaygılarının müzakere zemininde ele alınması hususunda hemfikiriz. Öte yandan, savaş uluslararası toplumun dikkatini Filistin ve Gazze’deki trajediden uzaklaştırmamalıdır.

İsrail, yaratılan kaosu fırsat bilerek ateşkes ihlallerine pervasızca devam ediyor. Sahadaki gerginlik sürerken, ateşkesin sağlandığı tarihten beri 700 civarında Filistinli kardeşimiz hayatını kaybetti.

Doğu Kudüs’te, özellikle Mescid-i Aksa dâhil kutsal mekanlara girişlerin kısıtlanmasını ve tarihi statükoyu bozmaya yönelik İsrail uygulamalarını da şiddetle kınıyoruz.

İsrail, Gazze’deki işgal ve yıkım politikalarını Lübnan’da da hayata geçirmeye başlamıştır.

Uluslararası toplum, İsrail’in fırsatçı politikalarına karşı sorumluluğunu üstlenmeli ve yayılmacılığına karşı durmalıdır. Bölgede gerçek ve sürdürülebilir güvenliği sağlayacak yegâne yol, Filistin halkıyla adil ve onurlu bir barışın tesisidir.

Türkiye-Katar İlişkilerinde Güçlü Dayanışma

Katar ile ilişkilerimiz, stratejik ortaklık anlayışıyla her alanda güçlenerek ilerlemektedir. Türkiye ve Katar, zorlu sınamaları dayanışmayla aşan, her defasında güçlü bir ortak irade ortaya koyan iki kardeş ülkedir.

Bugüne kadar sergilediğimiz bu omuz omuza duruşu, önümüzdeki dönemde de aynı kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz."